Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında - Tasos Livaditis ePub ebook indir PDF e-kitap indir


bir-yel-esiyor-dunya-kavsaklarinda-tasos-livaditis



Türkçe (Orijinal Dili:Türkçe)
31 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 14 x 20 cm 
Çeviri : Panayot Abacı
Şiir / Çeviri Şiir
Tasos Livaditis - Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında indir oku
Evrensel Basım Yayın / Şiir Dizisi

Download (Yandex Disk)

        Gülsüm Cengiz 
Yunanlı ozan Tasos Livaditis’in uzun destansı şiiri ‘Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında” okurla buluştu.

Dondurucu soğuk
bir yel esiyor ülkenin ıssız sokaklarında 
rüzgar, tozu dumana katıyor 
uçuşuyor sigara izmaritleri, bulutlar, kağıtlar 
sokaklarda koşuşan kimi yayalar 
yel esiyor damlarda, bacalarda, köprü altlarında 
yel esiyor hapishane koridorlarını arşınlayan tutukluların çıplak bacaklarında 
yel esiyor hastane kapılarında doğum yapan kadınların kanlı göbeklerinde 
yel esiyor gecekondularda 
yel esiyor meyhanelerde 
yel esiyor eski kral saraylarında.” 

Yunanlı ozan Tasos Livaditis’in destansı şiiri, yukarıdaki dizelerle başlıyor ve sonra gürül gürül çağlayan bir su gibi akıp gidiyor; fırtınalı bir havada esen güçlü bir rüzgar gibi sizi önüne katıp bir hortum gibi içine alıp sürüklüyor. Siz de bu rüzgarla birlikte onun girdiği caddelere, gecekondulara, kral saraylarına, hapishanelere giriyorsunuz. Siz de bu rüzgarla birlikte savaşlarda ölen genç askerlerin mezarlarını, savaş yetimlerinin aç yüzlerini, öfkeli işçi kitlelerini; iki yüzlü savaş tacirlerini görüyorsunuz. Siz de bu rüzgara gücünüzü katıyorsunuz ve bu rüzgardan güç alıyorsunuz. Yel estikçe çoğalıyorsunuz ve büyük bir güçle akıyorsunuz ileriye doğru. 
Çağlayarak akan bir sudan, her şeyi önüne katıp sürükleyen rüzgarın yarattığı güçlü itişten nasıl kopamazsanız; ‘Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında’ adlı uzun destansı şiirden de ayrılamıyorsunuz. Şiir, daha ilk dizelerden sizi sarıp sarmalıyor ve son dizeye kadar bir solukta okunuyor. Şiirin bir solukta okunması; onun kolay alımlanan, estetik kaygılar taşımayan bir metin olduğu anlamına gelmiyor. Şairin anlattığı olayın gerçeklik ve haklılığının yanı sıra güçlü anlatımından kaynaklanıyor bu. 
Şair; şiirinde, üstünde yaşadığımız dünyada olup biten haksızlıklara, savaşlara, sömürüye karşı duyduğu öfkeyi, insanın bir gün bütün bu kötülükleri güçlü bir yel gibi silip süpüreceğine olan inancını, güçlü ve derin bir sesle anlatmış. Resimler çizmiş dizelerle, insan resimleri... “Ekmeği yoğuran ve ekmekten yoksun olan bizler/kömürü yerden çıkaran ve soğuktan donan bizler” dizeleriyle, içinde yaşadığımız toplumsal sistemin çelişkilerini; egemenlerin yalanlarını, insanların yoksulluğunun resmini, savaşlardan çıkar sağlayanların resimlerini çizmiş. 

“Savaş 
Bakan konuşuyor dikkat 
savaş 
aleluia 
yel esiyor devlet kapılarını aşındıran malul gazilerin koltuk değneklerinde 
yel esiyor sokak kenarlarında gitar çalan amaların çalgılarında 
yel esiyor ölülerin kemikleri arasında 
Bir kadın sıkıca sarılmış çocuğuna 
çocuk acıdan kıvranıyor 
kes sesini Bakan konuşuyor 
bir ekmek fırını işçisi yere tükürüyor 
alçaklar 
aleluia 
tükürüğü una bulaşıyor, maya kabarıyor 
yarının ekmeğine hazırlık 
alınız yiyiniz 
bir yel esiyor.” 

Tasos Livaditis, politik görüşleri nedeniyle defalarca tutuklanmış, sürgüne gönderilmiş. Çünkü yan tutan bir ozan; ezilenlerin, yoksulların, sömürülenlerin yanında yer alan ve bunu açıkça belirten bir ozan. 

“Bir kömürcünün yüzünde kara gözler 
kırmızı tehlike feneri sanki gecenin içinde 
bir gün 
kozlar paylaşılacak 
kim konuştu 
kimse 
bir yel esiyor.” 

Ozanın “Bir Yel Esiyor Dünya Kavşaklarında” adlı şiiri, bölücülük yaptığı savıyla toplatılmış; şair, mahkemeye verilmiş ancak delil yetersizliği nedeniyle aklanmış. Ozan, yine aynı şiirle Varşova Uluslararası Gençlik Festivali’nde birincilik ödülü almış. 
Tasos Livaditis’in bu güçlü ve güzel şiiri, yine güçlü bir kalem olan Panayot Abacı’nın duru ve akıcı anlatımıyla dilimize kazandırılarak geçtiğimiz aylarda yayınlandı. Bir solukta okuduğum ve çok etkilendiğim bu kitabın gözden kaçmasını istemedim. Özellikle emperyalist savaşların bölgemizi, dünyanın çeşitli bölgelerini kasıp kavurduğu, halklara türlü acılar çektirdiği bu dönemde; barış isteyen halklara ses olan bu kitabın, ülkemiz işçi ve emekçileriyle, barış için mücadele eden insanlarla buluşmasının daha bir önemli olduğunu düşünüyorum. 
Ardında 21 şiir ve öykü kitabı bırakarak 1988 yılında, Atina’da yaşama gözlerini kapayan ozanın anısına bir saygı duruşu olarak; bu yazıyı, Nazım Hikmet’in şu sözleriyle bitirmek istiyorum: “Dönemlerinin karanlık güçleriyle savaşan ilerici sanatçılara, her ülkede ve her çağda rastlanır. İnsanların mutluluğu ve dünyada güzel bir yaşam için savaşa giren bu ilerici sanatçılar, her zaman karanlık güçlerce kuşatılmış, kovuşturulmuş, baskıya uğratılmış, hapsedilmiş ve öldürülmüşlerdir. Fakat onlar, hiçbir baskı ve tehdidin, hiçbir ölümün, hiçbir yalanın; tarihin akışını, iyiye, güzele, haklıya ve mutluluğa yönelişini durduramayacağını bilirler. Ve bu yazarların yapıtları ve bütün yaşamları, gelecek kuşaklara örnek olur.”(*) 

(*) 5 Eylül 1956 tarihinde yayınlanan Arjantinli şair Lila Herrero ile konuşmasından

Yorumlar